Ne uzun bir hikayesin sen öyle!
Dokunsalar; gözlerine 'gel' diye bağıracağım.
İsmin suyun en derin yerinde parıldıyor.
Bulutlardan yağma bir masal döşenmiş sesine.
Ben, seni bekliyorum.
Karanlık gecelerimden birindeyim;
Şiirleriyle eşlik ediyor Turgut, Muhsin, Cemal, İskender.
Olağan üstü umudumla hayallerimi karıyorum bu saatlerde.
Büyütemediğim minik kız çocuğu parçam, durmadan ağlıyor.
Şimdi seninle uyumak var...
(burada iç çekiyorum)
İtiraf etmeliyim; yanımda uyusaydın geceleyin gözlerimi yummak yerine seni izlerdim soluk bile almadan.
Ben...
Ben aslında hayallerine doğru gezintiler yapmak istiyorum.
Rutin gezintiler!
Her saat başı kalkan minik bir kelebek eşliğinde masum gezintiler...
Tedavülden kalkan sözcüklerle tanımak istiyorum seni.
Dokun tenime, meşru kıl beni!
Ben her bahar aşık olmam, bu baharın farkı sensin.
29 Nisan 2013
24 Nisan 2013
Su'stuk ve Bulut'tuk
Büyüklerden masal dinlemeyi çocukken bıraktık.
Kendi masalımızı yazmak için çabalıyoruz.
Bazı zamanlar telaşlardan ruhumuz kıvrandığında o sudan dinliyor masalları, ben bulutlardan.
Yani birbirimizin kıvranışını yine biz iyileştiriyoruz.
Sadece beraber yazdığımız bir masala ve mutlu bir sona ihtiyacımız var, hepsi bu kadar.
Kendi masalımızı yazmak için çabalıyoruz.
Bazı zamanlar telaşlardan ruhumuz kıvrandığında o sudan dinliyor masalları, ben bulutlardan.
Yani birbirimizin kıvranışını yine biz iyileştiriyoruz.
Sadece beraber yazdığımız bir masala ve mutlu bir sona ihtiyacımız var, hepsi bu kadar.
17 Nisan 2013
Eksik Bir Şey Mi Var?
Ortasında boşluklar bırakılmış mektup yığınım...
Görmeyeli onları epey vakit harcadım başıboş soluklarla.
İlk defa böylesine incelikli ve derin sözcükler duydum bir adamdan.
Milyonlarca baloncuk reklamını hatırlatıyor her nedense bana.
Kendinle baş başa kalmak ve bir ormanda milyar çiçek tohumunu birbirine anlatmak.
Açık renkli bulutlardan sınır tanımadan hayal kurmak.
Güneşi suyla karıp yeni bir tanım yaratmak.
Lilith'in ilk kadın olduğunu bütün dünyaya ispatlamak.
Ve doğmamış bir bebeğin çığlıklarını seninle paylaşmak.
Kim ki ruhuna yenik düşer ve ruhunu yenerse aynı anda;
Görmeyeli onları epey vakit harcadım başıboş soluklarla.
İlk defa böylesine incelikli ve derin sözcükler duydum bir adamdan.
Milyonlarca baloncuk reklamını hatırlatıyor her nedense bana.
Kendinle baş başa kalmak ve bir ormanda milyar çiçek tohumunu birbirine anlatmak.
Açık renkli bulutlardan sınır tanımadan hayal kurmak.
Güneşi suyla karıp yeni bir tanım yaratmak.
Lilith'in ilk kadın olduğunu bütün dünyaya ispatlamak.
Ve doğmamış bir bebeğin çığlıklarını seninle paylaşmak.
Kim ki ruhuna yenik düşer ve ruhunu yenerse aynı anda;
Galip çıkmıyor hiç bir savaştan kanla ya da aşkla!
Tanrı'm, geç kaldın.
Erken geldim ve ben de seni bulamadım.
Bu zamanlama hatasıyla beni nasıl yarattın?
Bir melodi olarak tekrar doğduğum zaman,
Hangi coğrafyada geçiyorsa masallarım;
Hiç durmadan onların arasında uçuşup bir parça umuda karışacağım.
Bul beni.
Eksik ne varsa tamamlamayı yeğlerim.
Ve dokunup sana, bütün hüznünü içime çekebilirim.
Tanrı'm, geç kaldın.
Erken geldim ve ben de seni bulamadım.
Bu zamanlama hatasıyla beni nasıl yarattın?
Bir melodi olarak tekrar doğduğum zaman,
Hangi coğrafyada geçiyorsa masallarım;
Hiç durmadan onların arasında uçuşup bir parça umuda karışacağım.
Bul beni.
Eksik ne varsa tamamlamayı yeğlerim.
Ve dokunup sana, bütün hüznünü içime çekebilirim.
14 Nisan 2013
Hala Biraz Çocuk-uz
25'i bitmemiş henüz.
Siyah saçlarından düşen karabasanlara yenik düştüm.
İnanabiliyor musunuz?
Gözleri ela.
İstanbul'da doğmuş, büyümüş.
Ve hala çocuk-muş biraz.
Masallarımdan birinde esas kahramanın yüzüymüş.
Bir yağmur damlasıyla indiğini düşünüyorum yeryüzüne.
Ama bu başka türlü bir düşüş.
Tam da şimdi bir ışık yandı karşı dairede.
Ve sokakta bulduğu sigaralardan gotik yapıyor amcanın biri.
Genzim yanıyor.
Yıldızları boyamalıyım bilinmeyen renklere.
Başka türlü geçmez bu yanma hissi genzimde.
Ve her boyadığım yıldıza yeni bir isim bulmalıyım.
Saçlarım toplanamayacak kadar kısa.
Kıvırcık ve düşemiyor omzuma.
Az önce süpürdüm yeryüzünü.
Ve bulutlar sahiplendi en güzel düşümü.
Retinamla siyah beyaz filmler çektim eskileri anmak için.
Hayallerimi meşrulaştırmanın yolu senden geçiyor diye düşünüyorum.
Söyleyemiyorum bir türlü.
Sonra elimden gelenin en iyisini yapıyorum, yazıyorum.
Ve şimdi bilmeni isterim ki anlatılamayacak kadar çocuk, dünyalar yaratmamı olağan kılacak kadar yetişkinsin.
''Sen 3 yaşında bebeğim, 18 yaşında sevgilimsin.''
Oyuncak ayımla uyuyorum günlerdir.
Söylemesi bile güç.
Ve en eski fotoğraflarıma yama yapıyorum göz yaşlarımla.
Evler inşa ediyorum sigara kartonlarından.
Sahi niye yazıyorum ben bunları burada?
İçimdeki çocuk, gözlerinle aynı yaşta.
Sen hala biraz çocuksun, rengarenk dudaklarımla uçurtma yaptım sana :)
Siyah saçlarından düşen karabasanlara yenik düştüm.
İnanabiliyor musunuz?
Gözleri ela.
İstanbul'da doğmuş, büyümüş.
Ve hala çocuk-muş biraz.
Masallarımdan birinde esas kahramanın yüzüymüş.
Bir yağmur damlasıyla indiğini düşünüyorum yeryüzüne.
Ama bu başka türlü bir düşüş.
Tam da şimdi bir ışık yandı karşı dairede.
Ve sokakta bulduğu sigaralardan gotik yapıyor amcanın biri.
Genzim yanıyor.
Yıldızları boyamalıyım bilinmeyen renklere.
Başka türlü geçmez bu yanma hissi genzimde.
Ve her boyadığım yıldıza yeni bir isim bulmalıyım.
Saçlarım toplanamayacak kadar kısa.
Kıvırcık ve düşemiyor omzuma.
Az önce süpürdüm yeryüzünü.
Ve bulutlar sahiplendi en güzel düşümü.
Retinamla siyah beyaz filmler çektim eskileri anmak için.
Hayallerimi meşrulaştırmanın yolu senden geçiyor diye düşünüyorum.
Söyleyemiyorum bir türlü.
Sonra elimden gelenin en iyisini yapıyorum, yazıyorum.
Ve şimdi bilmeni isterim ki anlatılamayacak kadar çocuk, dünyalar yaratmamı olağan kılacak kadar yetişkinsin.
''Sen 3 yaşında bebeğim, 18 yaşında sevgilimsin.''
Oyuncak ayımla uyuyorum günlerdir.
Söylemesi bile güç.
Ve en eski fotoğraflarıma yama yapıyorum göz yaşlarımla.
Evler inşa ediyorum sigara kartonlarından.
Sahi niye yazıyorum ben bunları burada?
İçimdeki çocuk, gözlerinle aynı yaşta.
Sen hala biraz çocuksun, rengarenk dudaklarımla uçurtma yaptım sana :)
03 Nisan 2013
Ölüm Adına Birkaç Şey
Işık hücrelerime işliyor,
Göz bebeklerime dokunuyor,
Dudaklarımı ısırıyor ve beni izliyor uzaktan.
Müziğin ritmine bırakıyorum bedenimi.
Ruhumun, uğradığı ani zelzelelerden nasıl sağ çıktığını düşünüyorum.
Sağ mı çıktım yoksa öldüm ve dirildim mi?
Kayıp mı ettim ruhumu ve bırakıp gittim mi öylece?
Başımdan aşağı kaynar acılar döküldü.
Canını yaktım, kanatlarını kırdım martıların.
Şimdi yakıyorlar bedenimi, olağan hayretimle izliyorum olup biteni.
Ağlamalar işitiyor kulaklarım.
Evcil acılar biriktirmişim belli ki.
Geçmişimi kör ettim ve kulaklarını parçaladım anıların.
Yolun sonunda bir ışık vardı.
Baktım, gördüm, hissettim ama ulaşamadım.
Göz bebeklerime dokunuyor,
Dudaklarımı ısırıyor ve beni izliyor uzaktan.
Müziğin ritmine bırakıyorum bedenimi.
Ruhumun, uğradığı ani zelzelelerden nasıl sağ çıktığını düşünüyorum.
Sağ mı çıktım yoksa öldüm ve dirildim mi?
Kayıp mı ettim ruhumu ve bırakıp gittim mi öylece?
Başımdan aşağı kaynar acılar döküldü.
Canını yaktım, kanatlarını kırdım martıların.
Şimdi yakıyorlar bedenimi, olağan hayretimle izliyorum olup biteni.
Ağlamalar işitiyor kulaklarım.
Evcil acılar biriktirmişim belli ki.
Geçmişimi kör ettim ve kulaklarını parçaladım anıların.
Yolun sonunda bir ışık vardı.
Baktım, gördüm, hissettim ama ulaşamadım.
02 Nisan 2013
Sizli Şiirler Yazmak İstiyorum Bayım
Küflü şiirlerine hapsolmuş bir şairin acizliği var üzerimde.
Bağıra çağıra şarkı söylerken abartıp detone olduğumu duyuyorum.
Bir bahar yaprağından gemiler yapıp ucuz dualara hapsetmek istiyorum onları.
Kırık beyaz elbisemi giyip kırmızı ruj sürüp bütün boş sokaklardan yalınayak geçmek istiyorum.
Rahat bir koltuk almak istiyorum mesela.
Üzerine yayım yayım yayılmak ve soğumuş kahvemden bir yudum daha alıp bütün kitapları okumak istiyorum.
Direnmek istiyorum bayım.
Sizsiz olmaya direnmek, sesinizi duymadan yaşamaya direnmek.
Bol bol sigara içmek istiyorum.
Sigara kartonlarından evler yapmak ve biriken küllerin arasında hayallerimi dolandırmak.
Ölmek istiyorum bazen bayım.
Sizinle aynı odada nefes alamamak beni öldürüyor.
Ağlamaktan nefesim tükeniyor üstelik.
Ve itiraf etmeliyim ay ışığında oturmayı özlüyorum sizinle.
Ben hiç bilmediğim enstrümanları çalmak istiyorum bayım.
En güzel besteler benim ruhumdan çıkmalı.
Ve perde açıldığında en göz alıcı kostümümle sizin için bir şeyler oynamalıyım.
En hayran kalınan martı olmak istiyorum.
Sonra size güzel pastalar yapmak ve çok seveceğinizi düşündüğüm şarabı yudumlamak...
Ben sizinle hiç tükenmeyecek hayallerimde baş başa olmak istiyorum bayım.
Sizinle olmak istiyorum.
Hatta, bütün hayatım boyunca sizli şiirler yazmak istiyorum bayım!
Bağıra çağıra şarkı söylerken abartıp detone olduğumu duyuyorum.
Bir bahar yaprağından gemiler yapıp ucuz dualara hapsetmek istiyorum onları.
Kırık beyaz elbisemi giyip kırmızı ruj sürüp bütün boş sokaklardan yalınayak geçmek istiyorum.
Rahat bir koltuk almak istiyorum mesela.
Üzerine yayım yayım yayılmak ve soğumuş kahvemden bir yudum daha alıp bütün kitapları okumak istiyorum.
Direnmek istiyorum bayım.
Sizsiz olmaya direnmek, sesinizi duymadan yaşamaya direnmek.
Bol bol sigara içmek istiyorum.
Sigara kartonlarından evler yapmak ve biriken küllerin arasında hayallerimi dolandırmak.
Ölmek istiyorum bazen bayım.
Sizinle aynı odada nefes alamamak beni öldürüyor.
Ağlamaktan nefesim tükeniyor üstelik.
Ve itiraf etmeliyim ay ışığında oturmayı özlüyorum sizinle.
Ben hiç bilmediğim enstrümanları çalmak istiyorum bayım.
En güzel besteler benim ruhumdan çıkmalı.
Ve perde açıldığında en göz alıcı kostümümle sizin için bir şeyler oynamalıyım.
En hayran kalınan martı olmak istiyorum.
Sonra size güzel pastalar yapmak ve çok seveceğinizi düşündüğüm şarabı yudumlamak...
Ben sizinle hiç tükenmeyecek hayallerimde baş başa olmak istiyorum bayım.
Sizinle olmak istiyorum.
Hatta, bütün hayatım boyunca sizli şiirler yazmak istiyorum bayım!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)