İnandığım her şeyi aldılar elimden.
Sevdiğim bütün insanları çaldılar.
Duygularıma kırmızı soluklu kostümler giydirdiler.
Hayallerime topla, tüfekle, yumrukla giriştiler.
Yalnızlığımda çok üşüdüm ben.
Yalnızlığımın rengini, kokusunu, tadını ezberledim.
Defterimin bütün sayfalarını yırttılar en son.
Yeni bir defter aldım kendime, bir tek harf yazmama bile izin vermediler.
Benden ne istediklerini hep merak ettim.
Ne beklediklerini, neden sürüklediklerini ve neden bu kadar yandığını canımın.
Huzur ve güvenle arama setler çektiler.
Ve gidenler bir daha asla dönmediler.
30 Ocak 2013
29 Ocak 2013
Bağırıyorum
Anlaşılan, herkes bir şans daha hak etmek için gelmemişti dünyaya.
Bazı ruhların bedenlerine hediye ettiği tek bir şans vardı.
Önemli olan bunu iyi kullanmaktı.
Görünenin aksine, ruhlar ait oldukları bedenlere sahip olmakta gecikmemiş;
Onları ele geçirmiş, süründürmüş, hatta tüketmişti.
Tükenen ruhun yok olmaya yüz tutmuş bedenlerinden biriyim ben de.
Bir akşam vakti güneşin batışının sonu gelirken; tekrar doğacağı ümidine kapılmıştım.
Ve o güneş bir daha asla doğmamıştı.
Mevsimleri tükettim sonra.
Sigara kartonlarından evler yaptım.
Hiç bilmediğim renklere boyadım yıldızları ve hiç anımsamadığım enstrümanları çaldım.
Geceleri gündüzleri özledim, gündüz vakitlerinde maganda kurşunlarını seyrettim.
Ve her kaldırım başında tecavüz edilmiş kadınlar tanıdım; geçmişini kurban eden birilerine.
Bazı insanların dünyaya gelişini hiç bir zaman idrak edemedim.
Midemi bulandırdı nefes alış verişleri bile.
Sonra bataklıklar armağan ettim kibirli suretlere.
Olağan durgunluğumla ölüp dirilmelerini seyrettim.
Kağıttan gemiler yaptım; her biri evlat verildi derin sulara.
Ve inkar edildi Tanrı tarafından; ettiğim bütün dualar.
Bazı ruhların bedenlerine hediye ettiği tek bir şans vardı.
Önemli olan bunu iyi kullanmaktı.
Görünenin aksine, ruhlar ait oldukları bedenlere sahip olmakta gecikmemiş;
Onları ele geçirmiş, süründürmüş, hatta tüketmişti.
Tükenen ruhun yok olmaya yüz tutmuş bedenlerinden biriyim ben de.
Bir akşam vakti güneşin batışının sonu gelirken; tekrar doğacağı ümidine kapılmıştım.
Ve o güneş bir daha asla doğmamıştı.
Mevsimleri tükettim sonra.
Sigara kartonlarından evler yaptım.
Hiç bilmediğim renklere boyadım yıldızları ve hiç anımsamadığım enstrümanları çaldım.
Geceleri gündüzleri özledim, gündüz vakitlerinde maganda kurşunlarını seyrettim.
Ve her kaldırım başında tecavüz edilmiş kadınlar tanıdım; geçmişini kurban eden birilerine.
Bazı insanların dünyaya gelişini hiç bir zaman idrak edemedim.
Midemi bulandırdı nefes alış verişleri bile.
Sonra bataklıklar armağan ettim kibirli suretlere.
Olağan durgunluğumla ölüp dirilmelerini seyrettim.
Kağıttan gemiler yaptım; her biri evlat verildi derin sulara.
Ve inkar edildi Tanrı tarafından; ettiğim bütün dualar.
26 Ocak 2013
Bencilim Ben
Bencilim ben.
Bir günün ortasında dudakların yalnız bana ait olsun isterim.
Pazar sabahları 'bir tek kuş sütü eksik' kahvaltıları bereber etmek,
Deniz kenarında, sahilde çimenlere beraber uzanıp gökyüzündeki açık renkli bulutlardan sınır tanımadan hayal kurmak isterim.
Gecenin bir saati kadının biri ararsa aç, konuş; ben senin sınırsızca güven aşıladığını bilmek isterim.
Senin bulutsu sesinden dünyalar yaratmak, o dünyanın içinde var olmak, çocuk olmak, büyümek isterim.
Bencilim ben.
Mumları yakıp usulca, bir anda karşına geçip arkamda sakladığım şarabı tahmin et, karşılıklı tokuşturalım fanus kadehleri, sonra sarılıp sana başının altındaki yastığı kendi başımın altına almak isterim.
E haliyle sigaramı sen yak, çok içtiğimde bana 'içme' diyen bakışlarla bak, her gece huzur adına benimle yat, korktuğum gecelerde masal anlat isterim.
Bencilim ben.
Romantik sevgililer gibi her dakika el ele gezmek yerine stada gidip seninle tezahürat edelim, bir tane köpek edinelim, sabaha kadar muhabbet edelim isterim.
Bazı günler yemek için ne yapayım diye düşünürken Superman gibi imdadıma koş, o gün de yemeği sen yap isterim.
Sen traş olurken usulca arkadan yanaşıp sana kocaman sarılıp traş köpüğünü burnuma sür diye süt dökmüş kedi gibi beklemek isterim.
Bencilim ben, çok bencilim.
Mısır patlatıp kolaları masaya getirdikten sonra senin seçtiğin filmi izlerken yastık yerine senin olmayan göbeğine yatmak isterim.
Uyuyakaldığımda sen de yatağa gitme yanımda uyu, uyanınca önce seni göreyim isterim.
Mutlu olmak mühim tabi ama mutsuz da olsam kalırım ben seninle.
Yahu bakma işte öyle söylemiştim bencilim ben diye!
21 Ocak 2013
Ben Beyaz Bir Yorgunum
Tecritte bembeyaz kalmak gibiydi seni bulamamak.
Yasalar ne söylüyordu bilmiyorum.
Ben istediğimce algılıyordum.
Sahiden ben miydim duvarların arasında kaskatı kalmış, buza dönmüş hatta aşağılanmış?
Ve sen miydin karşımda duran kibirli, asalak yaratık?
Yoo, hayır.
Göz bebeklerimden başladı ve karşı kaldırıma kadar yuvarlandı duaların.
Soluduğum hava bile beyaza boyandı.
Aklımın yerinde durmamakta diretmesi de bu yüzden olsa gerek; durmadı, kaçtı!
Etten, kemikten ve ruhunu da kaybetmeyen; her gece yalnız rengarenk olmak için yalvarır mı Tanrı'ya?
Bir gün uyandım ve her yeri palyaçolar bastı.
Daha kalbim de ufakken şimdiye nazaran korkardım onlardan.
Bu defa anladım onları.
Anladım ve içim parçalandı.
Ben beyaz bir yorgunum.
Ukala ve çocuğum.
Rengarenk kalmış bedenlere verilecek en yerinde hediyem; bembeyaz oluşum!
12 Ocak 2013
Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor
Birbirimizden habersiz, aynı yerlerde ne çok nefes alıp vermişiz; hayret!
Ve ne kadar uzun beklemişiz kaderin oynayacağı 'doğru zaman' oyununu.
Beklenmedik şanslı tesadüflere gebeymiş meğer hayat.
Bizi de koşturmuş ardından.
Karşılıklı içtiğimiz kahvelerden olsa gerek bu huzurum.
U-mutluyum.
Şimdi tıpkı ismim gibi, SU gibi eriyor donmuşluğum.
Sen geldin ya dünyama; katı olan her şey buharlaşıyor yavaşça.
Ve ne kadar uzun beklemişiz kaderin oynayacağı 'doğru zaman' oyununu.
Beklenmedik şanslı tesadüflere gebeymiş meğer hayat.
Bizi de koşturmuş ardından.
Karşılıklı içtiğimiz kahvelerden olsa gerek bu huzurum.
U-mutluyum.
Şimdi tıpkı ismim gibi, SU gibi eriyor donmuşluğum.
Sen geldin ya dünyama; katı olan her şey buharlaşıyor yavaşça.
09 Ocak 2013
Bir Babanın Giderken Dönüş Zamanını Söylememesi Kızına Verdiği En Büyük Cezadır
Hayata 'merhaba' dediğiniz zamandan itibaren aşk dolu gözlerle baktığınız adamın gidişini seyrettiniz mi hiç?
Ben seyrettim.
Mecburdum çünkü.
Elimden bir şey gelse yapardım, gelmedi.
Akan her damla daha da çaresiz hissettiriyordu.
Hayır, ölmedi. Sadece başkasına ait olmayı seçti.
Dilindeki 'seni seviyorum'ları başkasına söylemeye gitti.
Gidişi hiç olmayacak kadar gerçekti.
Doğum günlerimden nefret ettim sonra.
Okul müsamerelerinden,
Veli görüşmelerinden,
Parka gitmekten,
Sahilde yürümekten,
Pazar kahvaltılarından bile nefret ettim.
Uykuya direndiğim korkunç gecelerde,
Şimşek çaktığı gecelerde,
Güvende hissetmek istediğim gecelerde hep onu yanımda istedim.
Yerine başkasını koymak için de mücadele verdim elbet.
Sonuç mu? Elde var sıfır.
Sonra büyüdüm.
Canım yana yana büyüdüm.
Onun yanında başkasını görmeye alışarak büyüdüm.
Onun yanındakine saygı göstermek zorunda kalarak büyüdüm.
Gelmediği geceleri sayarak,
Her gözyaşı döktüğümde içimden parçalar aşıran güven duygusunu kaybederek büyüdüm.
Zaten bir daha da hiçbir erkeğe güvenemedim.
Babam gibi geldiler bana. Şefkatli ama suçlu.
Şimdi güvenmeye ihtiyacım var.
Tekrar güvenmenin ne demek olduğunu hatırlamaya.
Bir babanın giderken dönüş zamanını söylememesi kızına verdiği en büyük cezadır.
Oysa benim işlediğim suç sadece masum kalmaktı.
http://www.youtube.com/watch?v=A3sPrweL42c
Ben seyrettim.
Mecburdum çünkü.
Elimden bir şey gelse yapardım, gelmedi.
Akan her damla daha da çaresiz hissettiriyordu.
Hayır, ölmedi. Sadece başkasına ait olmayı seçti.
Dilindeki 'seni seviyorum'ları başkasına söylemeye gitti.
Gidişi hiç olmayacak kadar gerçekti.
Doğum günlerimden nefret ettim sonra.
Okul müsamerelerinden,
Veli görüşmelerinden,
Parka gitmekten,
Sahilde yürümekten,
Pazar kahvaltılarından bile nefret ettim.
Uykuya direndiğim korkunç gecelerde,
Şimşek çaktığı gecelerde,
Güvende hissetmek istediğim gecelerde hep onu yanımda istedim.
Yerine başkasını koymak için de mücadele verdim elbet.
Sonuç mu? Elde var sıfır.
Sonra büyüdüm.
Canım yana yana büyüdüm.
Onun yanında başkasını görmeye alışarak büyüdüm.
Onun yanındakine saygı göstermek zorunda kalarak büyüdüm.
Gelmediği geceleri sayarak,
Her gözyaşı döktüğümde içimden parçalar aşıran güven duygusunu kaybederek büyüdüm.
Zaten bir daha da hiçbir erkeğe güvenemedim.
Babam gibi geldiler bana. Şefkatli ama suçlu.
Şimdi güvenmeye ihtiyacım var.
Tekrar güvenmenin ne demek olduğunu hatırlamaya.
Bir babanın giderken dönüş zamanını söylememesi kızına verdiği en büyük cezadır.
Oysa benim işlediğim suç sadece masum kalmaktı.
http://www.youtube.com/watch?v=A3sPrweL42c
08 Ocak 2013
Hiç Beklemediği Zamanlarda İnsanın...
Yann Tiersen çalıyordu odada.
La Valse d'Amelie...
''Görüyor musun?'' dedi birden kadın.
''Gökyüzünde saklanmışlar, görüyor musun onları?
Henüz çocuktum; bin bir fırça darbesiyle boyamıştım bütün yıldızları.
Hayal kurmak kadar güvende hissettirmezdi hiçbir şey.
Hayal kurdukça masum kalanlardandım.
Gerçekleşmeyen her hayal beni daha da çocuk yapardı.
Daha hava bu kadar turuncu değilken buldun beni.
Huzurluydum o gece.''
Usulca öptü adamı.
Ellerinden tuttu ve yukarıya baktı.
''Şimdi görüyor musun onları?
Seni sevdiler. Bizi de sevdiler.
Beraber uyumadığımız her gece bizi daha az sevecekler.
Belki mutsuz da oluruz beraber. Ama gitme! Olmaz mı?''
La Valse d'Amelie...
''Görüyor musun?'' dedi birden kadın.
''Gökyüzünde saklanmışlar, görüyor musun onları?
Henüz çocuktum; bin bir fırça darbesiyle boyamıştım bütün yıldızları.
Hayal kurmak kadar güvende hissettirmezdi hiçbir şey.
Hayal kurdukça masum kalanlardandım.
Gerçekleşmeyen her hayal beni daha da çocuk yapardı.
Daha hava bu kadar turuncu değilken buldun beni.
Huzurluydum o gece.''
Usulca öptü adamı.
Ellerinden tuttu ve yukarıya baktı.
''Şimdi görüyor musun onları?
Seni sevdiler. Bizi de sevdiler.
Beraber uyumadığımız her gece bizi daha az sevecekler.
Belki mutsuz da oluruz beraber. Ama gitme! Olmaz mı?''
05 Ocak 2013
Siyah Ve Beyaz Gibi
Her şey karşıtıyla anlamlı sanki.
Gün-gece, aydınlık-karanlık, med-cezir, git-gel.
Karanlıkta yıldızların masalları, aydınlıkta bulutların öyküleri.
Yepyeni gün doğumlarını bekliyoruz derken ortalık loş ve kasvetli.
Hep derler ya; İstanbul'un havasına güven olmaz.
Sanırım bu güvensizlik bulaştı her şeye ve güven terk etti bizleri.
Gün-gece, aydınlık-karanlık, med-cezir, git-gel.
Karanlıkta yıldızların masalları, aydınlıkta bulutların öyküleri.
Yepyeni gün doğumlarını bekliyoruz derken ortalık loş ve kasvetli.
Hep derler ya; İstanbul'un havasına güven olmaz.
Sanırım bu güvensizlik bulaştı her şeye ve güven terk etti bizleri.
03 Ocak 2013
Kalemim Ve Ben Gelmeni Beklemekteyiz
Ölümcül yaralarım vardı.
Bir dokunsa ateşe bürünecekti belki dudaklarım.
Şamdanlara mumlar koyuldu itinayla.
Sakin ve sessiz yakmak lazımdı onları, nazik olunmalıydı.
Canları acırdı sönmeye yakın.
Elbette tuvale usulca indirilen renk cümbüşünü siyaha boyardım ben de.
Wagner çalardım belki.
Bir kere boyamıştım gözlerini kendi rengine.
''Artık çok geç'' dedim kendi kendime; ''Kana karıştı onca şey''
Önceki hikayelerimizde yaşamayı başaramadık.
Öyle ya başaramamışız ölmeyi de.
Bir dokunsa ateşe bürünecekti belki dudaklarım.
Şamdanlara mumlar koyuldu itinayla.
Sakin ve sessiz yakmak lazımdı onları, nazik olunmalıydı.
Canları acırdı sönmeye yakın.
Elbette tuvale usulca indirilen renk cümbüşünü siyaha boyardım ben de.
Wagner çalardım belki.
Bir kere boyamıştım gözlerini kendi rengine.
''Artık çok geç'' dedim kendi kendime; ''Kana karıştı onca şey''
Önceki hikayelerimizde yaşamayı başaramadık.
Öyle ya başaramamışız ölmeyi de.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)