25'i bitmemiş henüz.
Siyah saçlarından düşen karabasanlara yenik düştüm.
İnanabiliyor musunuz?
Gözleri ela.
İstanbul'da doğmuş, büyümüş.
Ve hala çocuk-muş biraz.
Masallarımdan birinde esas kahramanın yüzüymüş.
Bir yağmur damlasıyla indiğini düşünüyorum yeryüzüne.
Ama bu başka türlü bir düşüş.
Tam da şimdi bir ışık yandı karşı dairede.
Ve sokakta bulduğu sigaralardan gotik yapıyor amcanın biri.
Genzim yanıyor.
Yıldızları boyamalıyım bilinmeyen renklere.
Başka türlü geçmez bu yanma hissi genzimde.
Ve her boyadığım yıldıza yeni bir isim bulmalıyım.
Saçlarım toplanamayacak kadar kısa.
Kıvırcık ve düşemiyor omzuma.
Az önce süpürdüm yeryüzünü.
Ve bulutlar sahiplendi en güzel düşümü.
Retinamla siyah beyaz filmler çektim eskileri anmak için.
Hayallerimi meşrulaştırmanın yolu senden geçiyor diye düşünüyorum.
Söyleyemiyorum bir türlü.
Sonra elimden gelenin en iyisini yapıyorum, yazıyorum.
Ve şimdi bilmeni isterim ki anlatılamayacak kadar çocuk, dünyalar yaratmamı olağan kılacak kadar yetişkinsin.
''Sen 3 yaşında bebeğim, 18 yaşında sevgilimsin.''
Oyuncak ayımla uyuyorum günlerdir.
Söylemesi bile güç.
Ve en eski fotoğraflarıma yama yapıyorum göz yaşlarımla.
Evler inşa ediyorum sigara kartonlarından.
Sahi niye yazıyorum ben bunları burada?
İçimdeki çocuk, gözlerinle aynı yaşta.
Sen hala biraz çocuksun, rengarenk dudaklarımla uçurtma yaptım sana :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder